SEVGİ EKTİM
Ne ekersen onu biçersin diye bir söz var. İnsan ektiğinin karşılığını alıyor mutlaka. Ekip bırakmak yetmez, emek ister.
Tarlaya tohum atıp bırakmak yeterli mi iyi ürün almak için. Elbette değil. Zamanında sulamak gerekir, yabani otları koparıp atmak gerekir, toprağını havalandırmak gerekir. İnsan ektiğini biçer. Buğday eken buğday alır, gül alamaz ancak iyi ürün için ise tohumu toprağa bırakmak yetmez.
Sevgi ektim ben. Müzik dinlerim ona her gün. Türk Sanat Müziği aşığı olduğum için Zekai Tunca, Emel Sayın, Zeki Müren, Samime Sanay, Muazzez Abacı ve daha birçok isimden dinlettim. Zaman zaman kendim söyledim güzel olmayan sesimden. Konuşup sohbet ettim. Sonunda dünyanın en güzel meyvesi filiz verdi. Onu gördüğümde mutluluktan ölebilirdim. Yok bu anın güzelliğinin tarifi. Her gün boy verdi filizim. Sevmekten hiç vazgeçmedim. Zaman zaman boynunu büktü, kurur gibi oldu ama ben sevgimle büyütmeye devam ettim ve sonunda koskoca bir ağaç oldu.
Kızım, canımın parçası, canparem, Beyza'm tam da yıllar önce bugün sabah 02:50 de dünyaya geldi. Hiç bırakmadık birbirimizin elini. Yeri geldi birlikte ağladık, yeri geldi kahkahalar attık. Her zorluğun üstesinden birlikte geldik. Aramızdaki sevgi gibi saygı da kocaman oldu yıllar içinde.
Ne ekersen onu biçersin sözünün doğruluğunu gördüm her geçen gün. Sevgi ekmiştim, aşk bahçesine döndü. Sevginin, saygının, emeğin değerini bilen ağaçlarım oldu ve sevgi meyvesiyle süslendi dalları.
İyi ki doğdun güzel kızım. Rabbim yüreğindeki sevgiyi, güzellikleri hep artırsın. Mutlu yıllar sevgi bahçem.
Ben gündüz, sen geceydin bir zamanlar,
Boğuyordu gitmiyordu karanlıklar,
Bitmek bilmiyordu gözümden akan yaşlar,
Uyanmak istiyordum, kabus gibiydi rüyalar.
Sen uyumlu bir cümleydin, ben hece,
Heceler küsmüştü birbirine,
Bir imdat bekledim, duyuramadım kimseye,
Akıttım göz yaşlarımı hep içime içime.
Sonra sen geldin çıkardın karanlıklardan,
Kurtardın o kötü kabuslardan,
Sildin gözümdeki yaşları sevginle,
Sen yüzüme değil baktın yüreğimin içine.
Kimsenin görmediğini gördün gözlerimde,
Sevginle dokundun kırılmış yüreğime,
Aşık oldum sıcacık bakan gözlerine,
Bıraktım kendimi senin adam gibi sevgine.
Takvimler 15 Temmuz 1974 gününü gösteriyordu. Lefkoşa'da bulunan Türk Büyükelçiliğinin gönderdiği şifreli mesajla Kıbrıs'ta yapılan darbe hareketi Türk Dışişleri tarafından öğrenilmiş oldu. Türkiye'nin askeri bir mudahele yapmasının çok önemli ve acil olduğu kararına varıldı.
1960 yılında yapılan Kıbrıs Cumhuriyeti Garanti Antlaşması ile garantörlük Türkiye ve İngiltere ülkelerine verilmişti. Yapılan görüşmeler sonucunda İngiltere ve ABD'nin Türkiye gibi düşünmediği görüldü. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit idi. Başbakan Bülent Ecevit Londra'da görüşmeler yaparken başbakan yardımcısı Necmettin Erbakan ve Maliye Bakanı Deniz Baykal ise muhalefet partilerin başkanlarıyla toplantı yaptılar. Tüm muhalefet partileri hükümetin kararını onaylıyor ve destek veriyordu.
Bakanlar Kurulu oy birliği ile Kıbrıs'a mudahele kararı verdi. 19 Temmuz 1974 tarihinde alınan karar yazılı olarak Genelkurmay Başkanlığına iletildi. Savaş gerekçesi ile Ankara, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Muğla, Manisa, Aydın, Hatay, Adana ve İçel'de sıkıyönetim ilan edildi.
20 Temmuz 1974 sabahı 06:05 saatlerinde Türk ordusu havadan indirme yaparken denizden de çıkarma yaptı. İki aşamadan oluşan savaş 30 gün sürmüştür. Adanın yüzde 37'si Türk kontrolüne geçmiştir. Türk toplumunun hakları ve güvenliği bu harekat sonucunda teminat altına alınmış oldu.
Ayşe Tatile Çıksın parolasıyla başlayan harekât, zaferle tarihteki yerini aldı. Türk halkının özgürlüğü için hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık dolu bir ömür dileriz.
Yıllar şu gibi akıp gidiyor ve biz geriye dönüp baktığımızda geçip giden yıllara şaşırıp kalıyoruz. Yıllar geçiyor saçlarımıza aklar düşüyor ve yaşadıklarımız dün gibi yakın geliyor.
İlk göz ağrım, canımın yarısı dünyaya geldiğinde dünyalar benim olmuştu. Yaşadığım duygunun tarifi yok. Ne kadar anlatmaya çalışsam da bu güzel duyguyu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Anlamak için yaşamak gerekir. Anneliği tatmak gerekir.
Kızım Beyza henüz 11 günlüktü İstanbul'da depremi yaşadığımızda. Takvimler 17 Ağustos 1999 gününü gösteriyordu. Kızım 6 Ağustos günü dünyaya gelmişti. Deprem olurken henüz yeni yatmıştım ve ilk kez deprem gerçeği ile karşılaşmıştım. Depremin nasıl bir şey olduğunu bilmediğimden evin yıkıldığını zannetmiştim. İlk aklıma gelen kızım olmuştu. Anne bebeği al diye bağırdım. Günlerce birlikte sokakta yattık. Korku dolu günler de geçmeyecek gibi gelse de bir şekilde geçip gitti.
Kızımın ilk adımları, ilk kelimesi derken sevgiyle büyüdüğüne şahit olduk. Birlikte büyüdük kızımla. Birlikte ağladık birlikte güldük. Yeri geldi arkadaş yeri geldi sırdaş olduk birbirimize. En çok ta anne oldum ona ve annelik sevgisini annelik güvenini verdiğime inanıyorum.
Güzel kızım, canımın parçası Beyza'm iki yıl önce bugün dünya evine girdi. En çok evlenirken şaşırdım geçip giden yıllara. Oysa doğalı ne kadar olmuştu ki. Sıkıntılı geçirdiğimiz yıllar hiç geçmiyor gibi gelmemiş miydi bize? Birlikte ağlamıştık o günlerde ama hep sarıldık birbirimize. Evlenip kendi yuvasına uçtu ama ellerimiz sevgiyle kenetli hala birbirine. Ben kızımı evlendirirken bir de oğlum oldu. Kızımın eşi damadım değil oğlum oldu benim. Şimdi bir kızım iki oğlum var benim.
Yıllar acımasızca geçiyor. Önemli olan geçen yıllara inat yüreğimizdeki sevginin hep sıcak hep taze kalabilmesi. Hep mutlu olun. Yılların sizi eskitmesine izin vermeyin. Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun canlarım.
Bir anda herşey değişebilir belki,
Dünya tersine döner, kuşlar ötmez eskisi gibi,
Dalgalar terk edip gitse de sevdiği denizi,
Ben asla vazgeçmeyeceğim sevmekten seni.
Belki bir daha hiç esmeyecek rüzgarlar,
Belki bir daha yağmayacak yağmurlar,
Çiçek açmayacak olsa da ağaçlar,
Unutma bu yürek sadece aşkını fısıldar.
Belki bir gün güneş doğmaz olur gökyüzünde,
Yıldızlar görünmez olur yeryüzüne,
Belki gece ile gündüz karışır birbirine,
Unutma sahip çıkacağım aşkıma nefes aldığım sürece.
Gel seninle sevgilim, yıldızlara çıkalım,
Bulutlarda oturup, bir yıldız kaydıralım,
Venüs selam verip Sirius'a kaçalım,
Aşkımızdan dünyaya, ışıkları saçalım.
Gel seninle sevgilim, uzayda kaybolalım,
Galaksiler arası, saklambaç oynayalım,
Işık hızı nedir ki, aşkımızın yanında,
Kaçıyorum yakala, naz yaparım ben sana.
Bekliyorum gelsene,
Bir öpücük versene,
Alacağım yar seni,
Yıldızlar hep sönse de.
Jüpiter bize bakar, güneş ona göz kırpar,
Biz gidelim dünyaya,
Bulutlar her gün ağlar,
Yıldızlar burda dursun, sevgimiz bize yeter,
İki dünya bir olsa, seni sevmeye değer
Ne sevdalar filizlendi yürekten,
Ne aşklar meyve verdi en güzelinden,
Kiminin sevdasından bir ağaç boy verdi,
Kiminin sevdası orman olup hayat verdi.
Öyle bir sevda ektim ki yüreğime,
Yalnız benim aşkımla yeşerdi döndü filize,
Ne karşılık beklerim, ne bir yardım,
Ben kendi aşkımla mesut bahtiyar yaşarım.
İstemem sevme beni, istemem acıma,
Ker vurma yeter ki büyük aşkıma,
Ben ezelden alışkınım yalnızlığa,
Benim aşkım yeter mutlu olmama.
En güzel kırmızısın, çünkü aşksın,
Sevginle yüreğimi yakansin,
Ateş olalım ısıtalım dünyayı,
Alev olalım aydınlatalım sevdalıları.
En güzel mavisin çünkü huzursun,
İyiliklere giden en güzel yolsun,
Deniz olup dertlilere umut olalım,
Bulut olup sevdalara yağalım.
En güzel yeşilsin çünkü güvensin,
Dertlere filiz olup derman verensin,
Orman olup sevdalara yuva olalım,
Çiçek olup dünyayı aşkla boyayalım.
En güzel sarısın çünkü ışıksın,
Işığınla üşüyen yürekleri ısıtansın,
Güneş olup aydınlatırsın karanlığı,
Sıcaklığınla sararsın sevdalıları.
Sen en güzel beyaz, sen kar tanesi,
Kapatırsın umutsuzluğun üstünü,
Kartopu olup neşe olursun herkese,
Kardan adam gibi umut olursun umudunu yitirenlere.
Sen hayatın en güzel renklerisin,
Biraz umut biraz da güvensin,
Sen heyecanısın her an yüreğimin,
Sen küçük dünyamın en güzel renklerisin.
Ben seni en çok yalnızlığımda sevdim,
Duymadım etrafımdaki sesleri,
Görmedim bana bakan renk renk gözleri,
Bir sen vardın, bir de tertemiz sevdam,
Bir ben vardım, kalabalıklarda boğulan.
Ben seni en çok kalabalıklarda sevdim,
Kaybolmuşken yalnızlığımda,
Kendimi ararken sislerin ortasında,
Seni buldum, güneş gibi parladın dünyama,
Bir sen vardın bir de verdiğin huzur,
Bir ben vardım, sessizliğim yol olur.
Ben seni en çok sıkıntılarda sevdim,
Etrafımdaki sahte gülücükler arasında,
Yapma çiçekler arasında,
Ben kırmızı güldüm, bekledim koparmanı,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım yüzümde kahkahalar.
Ben seni en çok neşeli anlarda sevdim,
Gülücükleri yalnızlığıma katık ettim,
Mutlu rolü oynarken dünya sahnesinde,
Seni buldum, gerçek neşeyi buldum,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım, yüreği sana akar.
Kurban Bayramı dini bayramlarımızdan biri. Bayramların en önemli amacı eş, dost, akraba ziyaretleri yapmaktır. Bayramlarda küslükler biter.
Kurban bayramında maddi durumu iyi olanlar kurban keserler. Kestikleri hayvanın üçte biri ihtiyaç sahibi olanlara verilir, üçte biri eş, dosta verilirken üçte biri evde yenilir.
Bayram kutlamaları şehirden şehire farklılık gösterir. Her ne kadar farklı kutlamalar olsa da her yerde amaç Barış içinde paylaşım yapmaktır. Akrabaların bir araya gelerek hasret gidermeleridir, hoş sohbetler yaparak güzel vakit geçirmektir, büyükleri ziyaret ederek onların gönlünü almaktır.
Eskiden halkın büyük bir çoğunluğu kurban keserdi şimdilerde ise halkın çoğunluğu kurban kesmeye çok uzak. Kurban kesmek istemediğinden değil kurban kesmeye gücü olmadığından birçok insan maalesef istese de kurban kesemiyor. Benim köyümde, köy günlere bölünürdü. Kurban kesenler Kazan kazan pişirirlerdi kurban etlerini. Etin yanında sarmalar sarılır, tatlılar yapılırdı. Yemek çeşidi evden eve değişirdi. Şehirlerde yaşayanlar kurban bayramı için köye gelirler, büyüklerini ziyaret ederlerdi. Kardeşler, yeğenler, kuzenler toplanıp ev ev gezerlerdi sohbet ederek. Bugün geldiğimiz noktada orta yaş insanlar bu geleneği büyük bir keyifle devam ettiriyorlar. Genç nesile baktığımızda ev ev gezip Bayram ziyareti yapmaktan sıkılıyorlar. Ev ziyaretleri yerine kafelerde sohbeti tercih ediyorlar.
Teknoloji bizlere kolaylıklar getirmiş olsa da çok güzel değerlerimizi de bizden alıp götürdü maalesef. Bir araya gelseler de herkesin elinde bir telefon, sohbet yerine sanal alemde geziyor. Hal hatır sorma faslından sonra biter oldu sohbetler. Kısacası eski bayramların tadı damağımızda kaldı. Nerede o eski bayramlar der olduk. Ne bayramların tadı kaldı günümüzde, ne dostlukların ne de sohbetlerin. Sohbet etmeye hasret kaldık ve böyle giderse evlatlarımıza da hasret kalacağız aynı evin içinde!
Son Köşe Yazıları
YOLCULUK VE YOLDAŞTekamül yolunda birey tek başına başkalarıyla birlikte yolculuk yapar. Bir yol rehberi olmazsa yol bul...
(10 Ağustos 2026 18:58:09)
Cevap arıyorsan aşk sorusuna Gönlünün gözüne sorsana beni Yormak istiyorsan deli gönlümü Sevda yolla...
(09 Ağustos 2026 10:08:49)
Sevgiyi görecekmişsinGörsen nolur istememKalbime girecekmişsinHayır girme istemem Hatanı bilecekmişsinHer şeyi sile...
(08 Ağustos 2026 14:30:24)
Ruhumu açıkta bıraktı tenim Birazcık huzura ihtiyacım varBu kadar üstüme gelmeyin benim Birazcık hu...
(06 Ağustos 2026 17:12:43)
İnsanlar artık bir telefonu açarken, internetten alışveriş yaparken, ev kiralarken, araç alırken hatta bankadan gelen bi...
(06 Ağustos 2026 14:07:18)